ZORBALAR KAYBETTİ, YILDIZ TİLBE KAZANDI!
Adem Giden / MENAJER AJANS
Türkiye’de kadın olmak bazen çok ama çok zor! Güzellik algısı da bazı kesimler tarafından genellikle fiziki olarak algılanınca ya da öne çıkarılınca kadınlara zorbalık, sıradan ve olağan bir hal aldı. Şüphesiz bunun en net ve acımasız örneklerinden birini Yıldız Tilbe yaşıyor.
Menajer Ajans ‘Köşe Tadında’ disiplinimizde temamız, “Yıldız Tilbe’nin görünüşü nedeniyle sürekli olarak alay konusu ve ilgi odağı haline getirilmesi…
Yazımızın ayrıntılarına geçmeden önce bu zorbalığın sadece kadınlara yönelik değil, erkeklere de yapıldığının altını çizmekte yarar var; Ferhat Göçer örneğinde olduğu gibi.
Yaradılışımıza müdahale edemiyoruz. Kaşlarımız, saçlarımız, gözlerimiz, yanaklar dudaklar, çehremiz. Genlerimizde kodlarımız nasıl şekillendiriyorsa, yaş aldıkça bir şeyler daha baskılıyor ve her dönemin farklı bir esintisini yaşıyoruz. En önemlisi bunun böyle olduğunu kimse kimseye ispatlamak, açıklamak zorunda da değil.
Kısacası ey zorbalar; sanane, size ne? Bir sivilce yetmez mi, güzelliğinize. Belki de öyle oturdu ki içine, son olarak genç yaşlarında nazar olduğunu da açıkladı. Bu arada nazarın bilimsel bir gerçek de olduğu artık biliniyor, ayrı mesele…

YILDIZ TİLBE PODYUM MANKENİ DEĞİL, MÜZİK DEHASI!
Neden seviliyor Yıldız?
- Doğal, olduğu gibi, içi dışı bir.
- Sesi, tonu, perdesi, besteleri, yorumu ve sahnesiyle gerçek bir yıldız.
- Müziği ruhunun derinlerinde yaşıyor ve yansıtıyor.
- Mikrofona gerek yok, çünkü Yıldız var.
- Sektörün baronlarına diz çökmedi, halk bağrına bastı ve bırakmadı.
- Taklidi, benzeri, O’na yaklaşabileni ve yakınından geçeni de yok.
- Çok seviliyor, Yıldız olduğu ve olabildiği için.
Podyumlarda boy göstermesi gerekmiyor. Bir ajansta reklam çekimlerinin yüz modeli de değil.
İstese en ciddi değişimleri estetik ameliyatlarla yapabilecek güce sahip olduğunu söylemeye gerek yok. Ancak doğallığı sevdiğini bilen iyi bilir ve kendine has tarzıyla patlatıyor espriyi; “Benim tek estetiğim kaşlarımı almamdır.”
Kimine göre de estetik operasyonlar sonrasında ortaya çıkan “ördek dudak” ve benzeri tek tip görünüm sendromu da çok iticidir.
Sahi, güzel olan ne? Göreceli bir kavram güzellik, neye niçin baktığına göre, haliyle değişiyor ve kim nasıl görmek istiyorlarsa, öyle aslında.
Belirli bir kesim neden ve nasıl bu kadar yozlaştılar? Kimin ne kadar güzel olduğundan kime ne? Zaten insanları görünüşleri ile eleştirmek kibarca zorbalık, gerçek anlamda ise tam anlamıyla ahmaklıktan ibaret değil mi?
YORUMLARI OKUYORLAR VE OK GİBİ SAPLANIYOR!
Sanılanın aksine ünlü sanatçıların sosyal medya hesaplarına yapılan yorumlar arada kaynayıp gitmiyor. Mesajların önemli bir kısmı mutlaka sanatçıların ya da ekiplerinin takibine takılıyor. Konsere giderken ya da dönerken, seyahatteyken, evde çayın kahvesini yudumlarken, okuyorlar.
Çocukken yüzünün sağ tarafının yanması sonucu deformasyon oluştuğunu belirten Yıldız Tilbe, ağzını yaya yaya taklidini yapanlardan ötürü bir hayli üzgün olduğunu söyleyerek şöyle dert yanmıştı; “Allah onların ağızlarını açsın ve bildiği gibi bıraksın. Taklidimi yapanları kınıyorum.”
Sonuç olarak bir sanatçı, bir kadın, bir anne, bu açıklamaları yapmak zorunda bırakılıyor. “Zorunda” diyoruz çünkü gerek sosyal medya gerekse diğer platformlardaki tüm paylaşımlar bir şekilde Yıldız Tilbe’nin önüne düşüyor. Ok gibi, bıçak gibi saplanıyor, üzüyor, rencide ediyor. Kağıt kesiğinden acı! Her ne kadar umursamıyor gibi davransa da insanın sabrı her daim bir yere kadar, patlıyor.
HERKES KENDİYLE BARIŞIK MI?
Yıldız Tilbe’nin kendisiyle bir hayli barışık olduğunu bilmeyen yoktur. Rengarenk saçları, “öyle olmaz böyle olur” dercesine inadına abartılı makyajı, yüzbinlerce TL’lik değil standart kıyafetleri, çılgın dansları, marjinal sevimli tarzı, hayranlarının diliyle “tatlı çatlak” tavırları…
Tedavi sürecindeyken dişsiz halini hatırlarsınız. Çoğu kişinin aile bireylerinin karşısına dişsiz çıkmaya mesafeli yaklaşacağı günümüzde milyonlarca takipçisine sosyal medyasından paylaştı. Ve son olarak saçını boyadıktan sonra yüzünün yanması, onu da saklamadı paylaştı.
ÖYLE ZOR GEÇTİ Kİ YAŞANTISI, BELKİ DE İKRAMIYDI HAYATIN, EŞSİZ ŞARKILARI…
Aşk Laftan Anlamaz ki, Çabuk Olalım Aşkım, Delikanlım, Ama Evlisin, Anma Arkadaş, Buz Kırağı… Özellikle hüzünlü şarkıların mimarı, her eseri ayrı olay Yıldız için şarkı yazmak, hayatı yaşamanın ta kendisi. Zira çok zor bir yaşantısı olduğunu defalarca sevenleriyle paylaşmıştı.
16 Temmuz 1966 yılında ailesinin altıncı çocuğu olarak İzmir’de dünyaya geldi. Adını Yadigar koymuşlardı ama bu ismi hiç sevmemiş. Yokluk ile büyüdü, her fırsat bulduğunda şarkı söyleyerek kendini avuttu. Tezgahtarlık, çocuk bakıcılığı, iplik temizleyici, geçinebilmek için ne iş bulursa yaptı. 18’li yaşlarda bir gence kaçarak evlendi, eşini askere gönderdiği için hamilelik dönemini tek başına geçirdi. Hayranı olduğu Sezen Aksu’nun adını kızına koydu. 1990 yılında bir pavyonun önünden geçerken içeri girdi ve bu esnada saz ekibinin provasına denk geldi. Sesinin güzel olduğunu, şarkı söyleme istediğini belirtti. İşletmecinin sesini çok beğenmesinin ardından yeni bir dünyanın kapıları aralandı. Sezen Aksu elinden tuttu ve artık Yıldız olma zamanıydı.
Albüm çıkarmak istiyordu ancak kimse beste vermemişti. 1994 yılında söz ve bestesi kendisine ait olan Delikanlım şarkısına çok güvendi ve bir anda hayatı değişti. Ardından sadece bir şarkıcı değil, yazdığı her bestesi zirve olan usta bir sanatçıya dönüştü.
Her yokuşun ardından bir iniş vardır, belki de evren de Yıldız’ın sanatını muhteşem beste yeteneğiyle taçlandırdı.
VE YILDIZ TİLBE’YE NOT…
Daha öyle yetenekler çıkacak ki, müzik piyasasını sallayacaklar. Fırtınalar estirecekler. Özgünlükleriyle, milyonlarca izlenme ve satışlarıyla gönülleri fethedecekler. Olabilenler, kendi kalabilmeyi başaracaklar. Ama sonuç olarak Türkiye’den tek bir Yıldız Tilbe geçmiş olacak. Özgünlüğüyle, besteleriyle, tarzıyla, eşsiz sesiyle başka bir Yıldız Tilbe gelmeyecek. Olur da gelir gibisi ancak, taklitler aslını yaşatacak, yine bir Yıldız Tilbe enerjisini veremeyecek. Aşk Laftan Anlamaz ki, Çabuk Olalım Aşkım, Delikanlım, Ama Evlisin, Anma Arkadaş, Buz Kırağı; bu ve nicesi hep o yılların, anıların temsilcisi olmaya devam edecek. Bu şarkılar her saniyesinde, asla geri gelmeyecek o yıllara ışınlanmayı beraberinde getirecek.
Türkiye’nin nasıl Tarkan’ı, Sezen Aksu’su, Kibariye’si, Ebru Gündeş’i olduğu gibi; bir de Yıldız Tilbe’si var, ısrarla sevilmeye devam edilecek.




