YAPAY ZEKANIN TÜRK SANATÇILARA ETKİSİ
Adem Giden / MENAJER AJANS
Teknoloji, yaşantımızı kolaylaştırdığı güzellikleri ve yenilikleriyle birlikte yanlış kullanımda olumsuzlukları da beraberinde getiriyor.
Yapay zeka, artık hayatımızın önemli bir kısmına hakim. Sanat ve müzik camiasında da yapay zeka kaynaklı çok ciddi gelişmeler yaşanıyor. Ünlü video platformunda gezinirken sıkça karşıma çıkan bir gerçek aşırı dikkatimi çekti. Resmen kopya kopya yayılıyor!
İsmail YK’nın şarkıları ardı ardına yapay zekalı versiyonlarıyla video platformuna yükleniyor. Güzel de tıklanmalar almaya başlamış. Ancak bu tablo aklıma beraberinde çeşitli soruları da getirdi.
SANATÇILARIN GERÇEK ESERLERİ BU TABLODAN OLUMSUZ ETKİLENEBİLİR
Tabi sadece İsmail YK değil; şöyle bir bakındığımda Tarkan’dan İbrahim Tatlıses’e, Gülben Ergen’den Gülşen’e, Hadise’den Semicenk’e her yer yapay zekalı alternatif şarkılarla dolmaya başladı.
Bir şarkının orijinalinden önce yapay zekalı cover versiyonu önüne düşebiliyor. Merak ediyorsun, tıklıyorsun, ya kendini kaptırıyorsun ya da başka bir videoya geçiyorsun. Bu esnada eserin orijinal versiyonu da gümbürtüye gidiyor. Çünkü insanın zamanı ve o istekli anı çok ama çok sınırlı.

KOPYA PAYLAŞIMLAR İLE YAPAY ZEKALI TÜREVLER ARASINDA FARK VAR
Aslında yapay zekaya gelene kadar birçok şarkıcının, fanları tarafından eserlerinin farklı hesaplardan defalarca yüklenmesiyle karşı karşıya kaldığını söyleyebilirim. Bazıları bu şarkıları kaldırttı, bazıları ise sesini çıkarmadı. Ancak şu bir gerçek ki gerçekten dinlenecek bir şarkı mutlaka sahibini bulur. Örneğin İsmail YK’nın Özlüyorum Ben Seni şarkısı 10 yıl öncenin koşullarıyla yüklenmiş olmasına rağmen bugün 34 Milyon görüntülemeye ulaşmış ve bu şarkının mantar gibi türemiş birçok çeşidi de video platformunda yüklü. Böyle örnekler de var. Bazen kopya içeriklerde bulunmak istemeyen izleyici ve dinleyiciler, ters etkiyle sanatçının orijinal yüklemesini de gidebilir. Yani “taklitler aslını yaşatır” durumu.
Ancak son günlerde patlak veren yapay zekalı coverlar (farklı kişilerce versiyonu, yorumu ve içeriği değiştirilerek, zenginleştirilerek ya da farklılaştırılarak) için durum başka. Müziğin mutfağından da gelmemle birlikte kulağımın oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Yapay zekalı türevlerde şarkının orijinal tınısına farklı enstrümanlar da dahil oluyor, aynı melodi ve ritimlerde ancak daha farklı enstrümanlarla zenginleştirilmiş halini duymaya alışıyor kulak. Ardından tekrar o şarkıyı aratma isteği geldiğinde yapay zekalı türevi seni kendine çekebiliyor. Yani taklit cover şarkıya sarıyorsun! İşte bu, gerçek eserden uzaklaştırabiliyor. Hadi diyelim 10 sene önceki şarkılar için bu durum pek önemsenmeyebilir ancak birçok sanatçının binlerce yeni eseri ardı ardına mantar gibi yapay zekalı coverlanmaya başlayınca ortaya bir sorun çıkacağı kesin. Üstelik bunlar klavyeden verilen birkaç cümlelik emirlerden ibaret, yani günlerce haftalarca zahmetli çalışma yok, dakikalar içerisinde oluşuyor.

SANATÇILAR BÖYLE DURUMDA NE YAPAR?
Eserleri üstelik bir de yapay zeka ile taklit edilen sanatçılar ne yapabilir?
- Sessiz kalır, sevenlerini üzmek istemez
- Ricada bulunur, “lütfen yapmasak olur mu” diye
- Biraz bekler, bu tür içeriklerin susturulacağı bir platform sisteminin devreye girmesini bekler
- Mahkemeye verir, videoları kaldırtır
- Sert tutum sergiler, asla tekrarına izin vermez
Bazı sanatçılar bu tabloyu önemsemeyebilir. Ancak mantar gibi ardı ardına türeyecekler taklit yapay zekalı şarkılar ve videolar eninde sonunda gerçek eserin tıklama oranlarını düşürecek, geriye çekecek, olumsuz etkileyecektir.
Örneğin şarkıları kopyalanan İsmail YK’nın yapacağı ne olabilir? Bunu elbet en iyi kendisi bilir ama yapmayacaklarını söyleyebilirim;
Mahkemeye vermez, sert tutumlara girişmez zira İsmail, fanlarına çok aşırı bağlı ve asla sevenlerini kıramıyor. Bu konuda çok çok hassas!
Ancak diğer sanatçılar da farklı tutumlar sergileyebilir.

BİRKAÇ CÜMLE PROMPT, BÜYÜK EMEKLERİN ÖNÜNE GEÇİYOR
İsmail YK’nın Özlüyorum Ben Seni çalışmasında olduğu gibi şarkı slov ise bunun pop, rock vb versiyonlarını ve temsilini de yine o sanatçı yapmalı ve açıkçası ekmeğini yemeli. Sanatçı bunu sorun etmiyorsa tabi ki kimseye laf düşmez! Özlüyorum Ben Seni şarkısını bir İsmail YK’nın orijinal paylaşımından, bir de henüz bir ay önce farklı bir hesaptan paylaşılan “yapay zekalı bayan sanatçı” yorumuyla dinlemenizi tavsiye ederim. Yapay zekalı versiyonu da o kadar lezzetli ve güzel olmuş ki, tekrar tekrar dinletiyor. Bu arada bunları da üretenler çoğunlukla sanatçının koyu fanları, sevenleri, gerçek sevenleri ve çoğu üretimde kesinlikle art niyet olmadığı görülüyor.
Buna bir de fiziki gözle bakarsanız, bakın ne çıkıyor. Örneğin “İsmail Yurtseven ve Ailesi’nin” köklü şirketi Musicom Prodüksiyon sektöre çok güzel yeni isimler ve sanatçılar kazandırıyor; Dodo, Hilal Altın, Semra San, Mr Jade, Adil Karaca, Mekin, Mustafa Arapoğlu, Erkam Aydar, Gökhan Akar, Samy Ertan, Koray Çapanoğlu ve Gizem Kara gibi…

Musicom yöneticileri Fatih Aksoylu, Harun Savaş Aksoylu, Murat Çağlar ve diğer isimler çabalıyor. Binbir emekler veriliyor, planlamalar, yatırımlar, sahada dur durak bilmeyen koşuşturmalar. Biraz önce bahsettiğim Özlüyorum Ben Seni şarkısı belki bir gün firmalarının yeni üyesi bir sanatçının söylemesi sağlanabilecekken başkası tarafından birkaç cümlelik prompt ile hiçbir emek verilmeden yapay zeka tarafından dakikalar içerisinde şarkı coverlanıyor, üretiliyor ve sisteme yükleniyor. Yapay şarkı kendini de beğendiriyor. Sonuç olarak bu cover artık fiziki olarak sahaya düşmüş oluyor ve bunu artık başka bir sanatçının yapmasının da “ilkliği” kıymeti ortadan kalkıyor.
ÇOK FAYDA GÖRENLER DE VAR!
Kendisi de saklamıyor, Sinan Akçıl harika bir yoruma ve sese sahip değil. Ancak çok güzel eserleri müzik piyasasına kazandırıyor, sahnesi de iyi. Sezgileri güçlü, müzik kulağı çok güzel, üretiyor da. Şarkılarını günlerce hassas stüdyo çalışmalarından geçiriyor ve öğrendiğimiz kadarıyla da yapay zeka ile sesine müdahale ediliyor. Ortalığı kasıp kavuran Lvbel C5 de yapay zekayı çok aktif kullanıyor. Günümüzde birçok sanatçının sesine, stüdyo kaydının ardından yapay zekayla rötuşlar veriliyor. Hiç şarkı söyleme yeteneği olmayan isimlere bile yapay zekayla bir şekilde şarkı söyletilebiliyor. Yazımızın önemli bir kısmında bahsettiğimiz İsmail YK gibi isimler ise hariç! İsmail YK, Ebru Yaşar, Tarkan, Yıldız Tilbe, Bülent Ersoy, Ajda Pekkan, Gülşen, Ebru Gündeş, Hadise, Oğuzhan Koç gibi sanatçıların sesi, tonu, perdesi, aroması çok başka ve böyle sanatçılar asla yapay zekaya ihtiyaç duymuyor. Eminim ki tek dertleri olabildiğince ses sağlığını ve doğallığını koruyabilmek. Yaş ilerledikçe ses sağlığı daha da önem taşıyor. Ne yazık ki hayatın gerçeği, bizlere emanet verilen seslerimiz bir gün geri alınacak, eskisi gibi olmayacak.
AMA YAPAY ZEKA BU NOKTADA DA YARDIMA KOŞACAK
Bilim kurgu değil, yavaş yavaş içindeyiz. Ünlüler sesini sigortalatmaya başladı bile. Tarık Mengüç sesini sigortalatan Türk sanatçılardan. Sigortalama, ilerleyen yıllarda tescil ve patentleme gibi birçok adımlar ile insan sesi, kişinin ve ardından mirasçılarının bir yasal hakkı haline dönüşerek sanatçılar için en büyük güvenceleri haline dönüşmesi an meselesi olabilir.
Örneğin İsmail YK, bu tonda renkte aromada başka bir sesi olan yok, nerede duysanız tanırsınız. Bülent Ersoy, Tarkan, Yıldız Tilbe, okurken bile seslerini kulağınızda hissedebilirsiniz. Varsayalım ki İsmail YK, kaç yaşındadır, 28 – 35 arası gibi görünüyor değil mi ama 47 oldu yaş, yine de oldukça genç. Bülent Ersoy 74, Ajda Pekkan 80, Tarkan 54, Yıldız Tilbe ise 60 yaşına merdiven dayadı. Hiçbirimiz yerinde saymıyoruz, İsmail YK onlarca yıl daha sahnelerin tozunu atar ama Bülent Ersoy, Ajda Pekkan gibi isimler birkaç yıl sonra zirvedeyken fiziki sahne finali yapmak isteyebilir. Ama içlerindeki müzik aşkını asla bastıramazlar, işte bu noktada yapay zekanın çok renkli ve keyifli oyuncağa da dönüşeceğini düşünüyorum.
Sanatçılar ellerine alacak bestelerini, belki biraz mırıldanacaklar ya da gerek bile yok, notalarını yazacaklar, yazmasalar da kulaktan çalacaklar. Hiçbir şey yapmadan sisteme de bırakabilecekler. Anında yapay zeka ses tellerini ve yorumlarını taklit edecek, bir midi klavyeden çıkan notalar saniyeler içerisinde devasa prodüksiyonlara dönüşecek. Basit modelleriyle bile günümüzde ses klonlama zaten var. Bunu yapan basit yapay zekalar var ancak çok gelişecekler, korkutucu derece çok! Bu noktada sanatçılar, dakikalar içerisinde milyonlarca TL’lik gelirler elde edecekler ama bunu tescilledikleri ses telleriyle yapacaklar. Yani İnşallah ömrü uzun olsun Bülent Ersoy, Ajda Pekkan 2046 yılında, bugünkü ses tonlarıyla hiç emek vermeden şarkı söyleyip çok ciddi gelirler elde edebilecekler.
Tabi ki özgün emeğin olduğu enerji ve lezzet asla tartışılmaz. Ama gittikçe yapaylaşıyoruz ve magazin, sanat ve ünlüler camiası da buna bir şekilde adapte olacak. Oturduğu yerden pasa basacak ünlüler! Ama burada da temel, şimdilerde de olduğu gibi insan olacak. Çünkü Allah vergisi o ses, 8 milyar nüfuslu dünyada sadece o kişiye ait, parmak izi gibi, herkeste farklı olduğu gibi!
VEFAT SONRASINDA DA PARA KAZANACAK, KAZANDIRACAKLAR
Her ne kadar bunu söylemek hoş olmasa da ömrümüz sınırlı. Sanatçılar vefat ettikten sonra da para kazanmaya, daha doğrusu mirasçılarına kazandırmaya devam edecek. Bu noktada sadece şarkıların telifi ile değil, ses telifleri ile yeni besteler şarkıya ve kliplere dönüştürülerek bedenen dünyada olmayan ünlüler yapay zekayla ticarete devam edecekler. Bunun kısmi örnekleri zaten günümüzde de var ancak çok gelişecek. Zira bir ev, araba, arsa ve firma gibi ses tellerinin üretimi de gelecek nesillere miras bırakılabilir.
Tarkan’ın son klibi ‘Anılarla Yaşamak’ tamamen yapay zekayla çekildi, megastar hiç kamera karşısına geçmedi. Hatta 2008 yılında vefat eden söz yazarı ve sanatçı Aysel Gürel 17 yıl sonra yapay zekayla ekranlarda vücut buldu, bir hayli beğenildi.
GERÇEK BESTELERİN YERİNİ HİÇBİR ŞEY ALAMAYACAK
Fiziki olarak enstrümanlar ve insan sesi yapay zeka ile yansıtılabilir ancak müzik dünyasının temelini oluşturan besteler, her daim insana özgü kalmaya devam edecek. Sanatçıya aniden gelen ilham, derinliklerinde hissettikleri duygu geçişleri, frekans, hisler; işte bunlar tamamen insana özgü nitelikler. Çoğu eşsiz şarkı, sanatçının beyninde aniden frekanslanır ve yetenek birden mırıldanmasıyla başlar. O anda bunu kayıt altında alıyorsa ve fiziki ortama döküyorsa, tamamdır. Aslında şarkı sonsuz bir evren boşluğundan bazen sadece müziği, bazen de söz ve müziği ile birlikte aniden, yıldırım gibi düşer. Çok özeldir, düşünün hiçbir yerde olmayan o eser 8 milyar nüfuslu bir dünyada sadece bir kişide beliriyor. Bu çok özel bir an!
Beste makineleri ve geliştiricileri; Serdar Ortaç, Sezen Aksu, İsmail YK, Yıldız Tilbe gibi eşsiz sanatçılar. Trafikte, uykudan hemen önce ya da sonra, banyoda tuvalette, spor yaparken, yemek yerken; hayatlarının her anında beste yaparlar. Aniden iner gökyüzünden ve geliştirirler. Çoğunlukla sanatçılar “bugün oturayım da bir şarkı yazayım, konu ne olsun, eeee şu konuda şu tarzda şöyle bir parça yazayım” demez. Derse de çoğu kez tutmaz, başarılı olmaz ya da o istenen hissi veremez, havada kalır.
Aniden gelen ilham hissi ya da birden dudaklardan dökülen evrenin seçilmiş notaları bir de üstüne üstlük doğru sanatçı, doğru yer ve zamanda vücut bulursa, işte o zaman şarkıların patlaması yaşanır. Zaten bunların yansımasını görmek zor olmaz, dinleyici ve izleyici sayıları zirve yapar. Bazen sanatçı kendi bestesi için bile şunu söyleyebilir; “çok güzel ama bunu ben değil de şu kişi söylemeli. Bu şarkı tam O’nun profiline ve tarzına uygun…” Bazı sanatçıların efsane şarkıları, meslektaşlarından gelmiştir. Örneğin Yıldız Tilbe Kış Güneş’i şarkısını Tarkan’a vermiştir, hatta bir anlamda Tarkan için yazmıştır. Bu eser megastar için kilometre taşları arasında yer almıştır çünkü sesinin rengiyle, tonlamasıyla, vurgusuyla, kattığı hisleri ile Kış Güneş’i en çok Tarkan’a yakışmıştır.
Beste yapmak her insana nasip olabilen yetenek değil! Ve ilham, her ruhta vücut bulmuyor! Araştırmalara göre en iyimser ve sade haliyle düşündüğümüzde 6 adet rakam içerisinde milli piyango ikramiyesinin bir kişiye çıkma ihtimali 10.000.000 da 1 olarak tespit edilmiş. Müziğe gelince 7 nota ve ara notalar; üstelik onlarca müzik tarzı, beraberinde müziğe eşlik eden şarkı sözleri, sanatçının ses rengi ve yapısı gibi çarpanlar da dikkate alındığında sonsuz evrende bir bestenin kitlelere kazandırılması, matematik bilimini aşan sonsuzluk ihtimali içerisinde katrilyonda 1 ihtimalden de düşük! Bu “sonsuzda 1” ihtimal evrende toz zerresi dünyadaki 8 milyar insan arasından sadece bir kişiyi (o sanatçıyı) buluyor, onunla özdeşleşiyor ve o sanatçının frekansları ile insanlığa kazandırılıyor. Bu nedenle sanat ve sanatçı olabilmek ayrıca özel! Bir anlamda sanatçı, sonsuzluktan dünyaya gelen o frekansları aktaran bir boyut kapısı, köprü vazifesini üstleniyor. O bestenin, o notaların yan yana dizilişinin, sözler ve müziğin eşsiz uyumunun, o frekansın asla ve asla başka bir örneği yok. Aslında gerçek üreten sanatçılar bir anlamda “seçilmiş ruhlar” diyebiliriz.
İşte bu doğal yaşanmışlıkları hiçbir yapay zeka asla veremeyecek. Ortaya yeni bir şeyler çıkarsa bile gerçek şeklini her daim insan verecek çünkü insanda his ve ruh var.